HAKİKAT NEDİR?

NEDEN TAM DA BU ZAMAN, BU MEKAN VE BU AHVALDEYİZ?

SOKRATES'İN FELSEFESİ

SOKRATES’İN FELSEFESİ 

Sokrat'ın bazı düşünceleri çağındaki diğer felsefe akımı olan Sofistlerle bazı bakımlardan uyuşmakla birlikte bütün hayatı onlarla çatışmakla geçer. Nitekim onun Atina mahkemelerinde yargılanıp ölüme mahkum edilmesinin temelinde bu çatışmaların doğurduğu gerginlikler yatmaktadır.

Sokratesin Sofistlerle temel farklılıklar şunlardır;

Sofistler rölativist dir. Onlara göre Tümel olarak geçerliliği olan yani herkesin benimseyebileceği ne bir doğru ne de bir ölçü vardır. İnsan her şeyin ölçüsüdür. 

Sokrat ise tam tersine üzerinde durulup düşünülürse Tümel bir doğrunun bulunabileceğine inanır. Kendisini ve yurttaşlarını ciddi olarak incelemeyi, ahlakça olgunlaşmak için durmadan çalışmayı hayatının ödevi sayardı. 

Sofistler Pragmatik insanlardı. Sadece yararı göz önünde bulunduruyorlardı Sokrat ise insanların yararı sorununa gerçek, derin, ciddi bir ahlaki sorun olarak bakıyordu.

Sokrat felsefesini çarşı pazarda dolaşarak gençlerle konuşarak yaymaya çalışmıştır ama bir şey yazmamıştır büyük kişiliği Atina üzerinde çok derin bir etki oluşturmuştur.

Okulu olmamasına rağmen çevresinde büyük bir hayran kalabalığı toplanmıştı. Bunların arasında Atina gençlerin en iyileri bulunuyordu. Bunlardan biri de Platon idi


Sokrat'ın akla, düşüncenin objektif değerine, bireylerin üstünde bir normun bulunduğuna sarsılmaz bir inancı vardı. Onu sofistlerden kesin olarak ayıran bu inancıydı. Ona göre gerçek bilgiye götüren yolda en büyük engel sofistlerin ortalığa yazdıkları sözde bilgi olan şeylerdir, yarım yamalak bilgilerdir.

Konuşmaya başlarken hep kendisinin bir şey bilmediğini söyler, karşısındakilerin ise tersine bilgisine aşırı güvenen bilgisi kıt insanlar olarak görürdü. Onların ileri sürdüklerinin temelsiz, derme çatma şeyler olduğunu kendilerine açıkça söylerdi. İşte Sokrat'ın ünlü ironisi bu karşıtlık içinde belirirdi.  Bu İroni Sokrat'ın meşhur savunmasında açıkça görünür.

Ona göre ruhta saklı doğrular vardır. Bunlar herkes için ortak olan doğrulardır. Bunlar sorup soruşturma ile üzerlerinde durup düşünme ile açığa çıkarılabilir, bilinir bir hale getirilebilir doğrulardır.

Sokrates'e göre bilimsel çalışmanın amacı duyularla edinilen tek tek algılar değil kavramları bulmak olmalıdır. Bundan dolayı Sokrat el ele alınan her konuyu hep Tümel olarak belirlemek istemiştir. Tekilin tümele bağlı olduğu anlayışını getirip yerleştirmiş, bunu bir bilimsel yöntem haline getirmiştir. Böylece felsefede yöntemli bir çalışma Sokrat ile başlamıştır.









Bir şeyin özünü ya da kavramını, yani şeyleri yalın olarak hep aynı yönünü bilen kimse sağlam değişmeyen bir temel bulmuş olur. Böylece sallantılı zanlardan kurtulup güvenilir bilgiye ulaşmış olur. Sokrat'ın kullandığı Bu yöntem tümevarım yöntemidir. Aristo Sokratı  bu yöntemi bulucusu diye gösterir. 

Sokrat “Doğru bir yaşayış nedir, hangisidir” sorusundan başka soru ile ilgilenmemiştir. Ona göre insanın ahlakça kendisini eğitmesi yetiştirmesi ile bilim aynı şeydir. Ahlakta üstün erdemli olmak bilgiye bağlıdır.  Ancak doğru bilgi ile doğru eyleme ulaşılabilir.

Sokrata göre hiç kimse bile bile kötülük işlemez kötülük bilginin eksikliğinden ileri gelir. Erdem de mutluluk arasında bir bağ kurmuş bunları bir ve aynı saymıştır. Ona göre ancak bilgiden doğan iyi insanı mutlu yapar, ruha sağlık, esenlik kazandırır.

Sokrat kendi içinde “Daimonion” dediği uyarıcı bir ses barındığı söylermiş. Hayatının önemli anlarında hep bu ses kendisine yol gösterirmiş. Sokrat bunu içindeki tanrısal bir ses sayar ve hep ona uyarmış. Mahkemesinde Sokrat'ın Atina'ya yeni Tanrılar getirmek istediği iddiası buna dayatılmıştır.

Sokrat “Tanrıların sesini içimizde gönlümüzde duymalıyız onları dış belirtilerde aramamalıyız dindarlığımız bir dış görünüş olmamalı” dermiş.

Sokrat çevresinde büyüleyici bir etki yapmıştı Bu etki düşüncelerinden çok bu düşünceleri doğrudan doğruya yaşamasından ötürü idi. Nitekim kendisinden sonraki felsefecilerin çoğu bilge idealinin canlı örneğini hep Sokrat olarak göstermişlerdir.

Kaynakça: Felsefe Tarihi
                Prf. Macit GÖKBERK

_______________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

Yorumlar - Yorum Yaz